19 Mayıs 2017 Cuma

Alkışlarla gelen magazinleşme

Odunpazarı Belediye Tiyatrosu, 2016‘nın Kasım ayında, süpervizörlüğünü Ayşen Gruda, yönetmenliğini Yılmaz Gruda, uyarlamasını ise Elvan Gruda’nın yaptığı “Ara ki Bulasın!” ile perdelerini açtı. Gruda Ailesi, aşina olduğumuz bilinen oyunları sahnelemek yerine, ilginç bir oyun yazarlığı yapısına sahip ve bizde pek bilinmeyen, “vodvil” denilen oyun biçeminde bir devrim yaratan Eugene Labiche’nin varlığını hissettirme gereği duymuş.

Bilgiyi Ara ki Bulasın!


Peki, bunlarla birlikte sezonun ilk açılışı ve Ayşen Gruda’nın Eskişehir’deki ilk süpervizörlüğü adı altında, bu kadar bilinmeyen ve vodvil gibi alışılagelmedik bir oyun türünün seçilmesi riskli değil miydi? Ya da bu risk bu kadar önemli mi? Oyundan sonra ve hatta oyun sahnelenmeden önce oyun hakkında çıkan haberlere bakacak olursak çok da önemli değildi sanırım. Belki, oyunu uyarlayan,  yöneten ve süpervizörlüğünü yapan tüm kişilerce önemliydi, belki özel bir seçimdi vodvil tarzı. Belki de Eskişehir halkını bilinmedik bir oyun türü olan vodville tanıştırmak, Eskişehir halkına bambaşka bir tiyatro bakış açısı kazandırmaktı amaçları… Ancak, ne oyundan önce çıkan haberler, Eskişehir halkına oyunun içeriğini merak ettirdi;  ne de oyundan sonra çıkan haberler, oyunu eleştirmeye ve oyunun içeriğini anlamaya davet etti.  Oyun hakkında çıkan haberlerin hepsi, bilgi ve enformasyondan yoksun, ünlü isimleri odak noktasına alıp içeriği duygu yüklü ve eğlenceli hale getirdi.  Böylece bilgi içerikli haber  yerini “magazinleşmeye” bıraktı.

Şimdi tüm bunların doğrultusunda kocaman bir parantez açalım ve biraz eskilere gidelim.     20. yüzyılda kapitalizmin küreselleşen dünyada yayılması Türkiye’de 1980’li yıllarda kendini gösterdi. Yeni sağ politikalar; sermayenin medyada başrolü oynamasına sebep oldu. Kapitalizm ile medya arasında karşılıklı paslaşma sürekli bir devinim haline geldi. Kapitalizmin güçlenmesinde ve yayılmasında medyanın önemli bir rolü bulunurken; medya bu süreçten itibaren sistemde yer edinebilmek için kapitalizme ihtiyaç duymaya başladı. Kapitalizm ve yeni sağ politikalar beraberinde tekelleşmeyi; tekelleşme ise kitle iletişim araçlarındaki tektipleşmeyi getirdi. İşte tüm bu zincirleme olaylar silsilesi varolan medyanın magazinleşme sürecini hızlandırdı. Bunların, günümüzdeki yansımasını, sanatsal bir oyun ile ilgili medyada çıkan haberlerin manşetlerinde görmek mümkündür: “Ayşen Gruda ile Yılmaz Gruda 40 yıl sonra el ele”(Milliyet), “Ayşen Gruda ile Yılmaz Gruda boşandıktan 40 yıl sonra el ele” (NTV haber sitesi), “Yıllar sonra Eskişehir’de buluşacaklar” (Sakarya), “Ünlü çift 40 yıl sonra yüz yüze gelecekler”(Yeni Gün)... 

40 yıllık hayal yapılan işten önemli miydi?


Ara ki Bulasın! oyununa dair çıkan haberlerin manşetlerine, başlıklarına, haber içeriklerine baktığımızda medyadaki tektipleşmenin ve kültürel metalaşmanın örneklerinden birini görüyoruz. Magazinleşen medyada, kültür sanat haberi adı altında yer alan bu haberlerin içeriklerinin oyuna dair hiçbir bilgiye yer vermediğini görüyoruz. “Kızımın 40 yıllık hayaliydi”, “Duygu dolu anlar”, “40 senedir hiç yüz yüze gelmedik”, “Teklif gelirse tekrar beraber görev alabiliriz” gibi alt başlıklara yer veren haberlerin içeriği de aynı doğrultuda. Hiçbir şekilde oyuna, yazara, oyunculara, Odunpazarı Belediye Tiyatrosuna dair bir açıklama yok. Ayşen Gruda ve Yılmaz Gruda gibi tüm ülkede tanınan, yaptığı işlerle bilinen isimlerin, Eskişehir’de bir ilke imza atmışken neden yaptıkları işlerle duyulmadılar? Bu büyük isimlerin Eskişehir’de tiyatro yapmaları, oyun çıkarmaları, yönetmeleri mi daha önemli yoksa 40 yıl sonra kızlarının hayalini gerçekleştiren anne ve babanın hikâyesi mi? Başta Eskişehir halkı olmak üzere tüm halk, hangisini daha çok merak ediyor? Medyanın magazinleşmesinin ardında yatan nedenlerden birinin magazin ile izleyiciler/okuyucular arasındaki arz-talep ilişkisi olduğunu varsayarsak gerçekten Eskişehir halkının beklentisi bu magazinel içerikler miydi? Eskişehir gibi okuma yazma oranı fazla, kültür seviyesi yüksek bir şehirde talebin bu olması ihtimali kafalarda soru işaretleri bıraktırıyor.

Tektipleşerek alkışladık


Bu soruların başka cevabı bizi tekrar 1980’li yıllara götürüyor. Yine o yıllarda, yeni sağ politikalar, gazete tirajlarının düşmesine neden oldu. Fikir gazeteciliği giderek daha fazla televizyona benzemeye, hız faktörü ile yarışamadığından görsel araçlarla yarışa girmeye başladı. Böylece magazin gazeteciliği ve içeriklerin magazinleşmesi giderek arttı. Tiraj kaygısı, okuyucuda merak duygusu yaratmak için haber içeriklerinin daha fazla eğlenceli ve duygu yüklü olmasını beraberinde getirdi.

Böylece okuyucu olarak, sahnede yapılan işlere değil, oyun bitimindeki alkışlarla gelen 40 yıl sonraki buluşmaya şahit olduk... Oyunu alkışlamak yerine, o buluşmayı alkışladık; doğru haber yerine, magazinleşen haber içeriklerini alkışladık. Belki de o sahnede ter döken oyuncuların, Ayşen Gruda ve Yılmaz Gruda gibi sanatçıların yaptıkları işe saygısı olmayanları alkışladık...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder