Alkışlarla gelen magazinleşme
Odunpazarı
Belediye Tiyatrosu, 2016‘nın Kasım ayında, süpervizörlüğünü Ayşen Gruda,
yönetmenliğini Yılmaz Gruda, uyarlamasını ise Elvan Gruda’nın yaptığı “Ara ki
Bulasın!” ile perdelerini açtı. Gruda Ailesi, aşina olduğumuz bilinen oyunları
sahnelemek yerine, ilginç bir oyun yazarlığı yapısına sahip ve bizde pek
bilinmeyen, “vodvil” denilen oyun biçeminde bir devrim yaratan Eugene
Labiche’nin varlığını hissettirme gereği duymuş.
Bilgiyi Ara ki Bulasın!
Peki,
bunlarla birlikte sezonun ilk açılışı ve Ayşen Gruda’nın Eskişehir’deki ilk
süpervizörlüğü adı altında, bu kadar bilinmeyen ve vodvil gibi alışılagelmedik
bir oyun türünün seçilmesi riskli değil miydi? Ya da bu risk bu kadar önemli
mi? Oyundan sonra ve hatta oyun sahnelenmeden önce oyun hakkında çıkan
haberlere bakacak olursak çok da önemli değildi sanırım. Belki, oyunu
uyarlayan, yöneten ve süpervizörlüğünü
yapan tüm kişilerce önemliydi, belki özel bir seçimdi vodvil tarzı. Belki de
Eskişehir halkını bilinmedik bir oyun türü olan vodville tanıştırmak, Eskişehir
halkına bambaşka bir tiyatro bakış açısı kazandırmaktı amaçları… Ancak, ne
oyundan önce çıkan haberler, Eskişehir halkına oyunun içeriğini merak
ettirdi; ne de oyundan sonra çıkan
haberler, oyunu eleştirmeye ve oyunun içeriğini anlamaya davet etti. Oyun hakkında çıkan haberlerin hepsi, bilgi
ve enformasyondan yoksun, ünlü isimleri odak noktasına alıp içeriği duygu yüklü
ve eğlenceli hale getirdi. Böylece bilgi
içerikli haber yerini “magazinleşmeye”
bıraktı.
Şimdi
tüm bunların doğrultusunda kocaman bir parantez açalım ve biraz eskilere
gidelim. 20. yüzyılda kapitalizmin
küreselleşen dünyada yayılması Türkiye’de 1980’li yıllarda kendini gösterdi.
Yeni sağ politikalar; sermayenin medyada başrolü oynamasına sebep oldu.
Kapitalizm ile medya arasında karşılıklı paslaşma sürekli bir devinim haline
geldi. Kapitalizmin güçlenmesinde ve yayılmasında medyanın önemli bir rolü
bulunurken; medya bu süreçten itibaren sistemde yer edinebilmek için
kapitalizme ihtiyaç duymaya başladı. Kapitalizm ve yeni sağ politikalar
beraberinde tekelleşmeyi; tekelleşme ise kitle iletişim araçlarındaki
tektipleşmeyi getirdi. İşte tüm bu zincirleme olaylar silsilesi varolan
medyanın magazinleşme sürecini hızlandırdı. Bunların, günümüzdeki yansımasını,
sanatsal bir oyun ile ilgili medyada çıkan haberlerin manşetlerinde görmek
mümkündür: “Ayşen Gruda ile Yılmaz Gruda 40 yıl sonra el ele”(Milliyet), “Ayşen
Gruda ile Yılmaz Gruda boşandıktan 40 yıl sonra el ele” (NTV haber sitesi),
“Yıllar sonra Eskişehir’de buluşacaklar” (Sakarya), “Ünlü çift 40 yıl sonra yüz
yüze gelecekler”(Yeni Gün)...
40 yıllık hayal yapılan işten önemli miydi?
Ara
ki Bulasın! oyununa dair çıkan haberlerin manşetlerine, başlıklarına, haber
içeriklerine baktığımızda medyadaki tektipleşmenin ve kültürel metalaşmanın örneklerinden
birini görüyoruz. Magazinleşen medyada, kültür sanat haberi adı altında yer
alan bu haberlerin içeriklerinin oyuna dair hiçbir bilgiye yer vermediğini
görüyoruz. “Kızımın 40 yıllık hayaliydi”, “Duygu dolu anlar”, “40 senedir hiç
yüz yüze gelmedik”, “Teklif gelirse tekrar beraber görev alabiliriz” gibi alt
başlıklara yer veren haberlerin içeriği de aynı doğrultuda. Hiçbir şekilde
oyuna, yazara, oyunculara, Odunpazarı Belediye Tiyatrosuna dair bir açıklama
yok. Ayşen Gruda ve Yılmaz Gruda gibi tüm ülkede tanınan, yaptığı işlerle
bilinen isimlerin, Eskişehir’de bir ilke imza atmışken neden yaptıkları işlerle
duyulmadılar? Bu büyük isimlerin Eskişehir’de tiyatro yapmaları, oyun
çıkarmaları, yönetmeleri mi daha önemli yoksa 40 yıl sonra kızlarının hayalini
gerçekleştiren anne ve babanın hikâyesi mi? Başta Eskişehir halkı olmak üzere
tüm halk, hangisini daha çok merak ediyor? Medyanın magazinleşmesinin ardında
yatan nedenlerden birinin magazin ile izleyiciler/okuyucular arasındaki arz-talep
ilişkisi olduğunu varsayarsak gerçekten Eskişehir halkının beklentisi bu
magazinel içerikler miydi? Eskişehir gibi okuma yazma oranı fazla, kültür
seviyesi yüksek bir şehirde talebin bu olması ihtimali kafalarda soru işaretleri
bıraktırıyor.
Tektipleşerek alkışladık
Bu
soruların başka cevabı bizi tekrar 1980’li yıllara götürüyor. Yine o yıllarda,
yeni sağ politikalar, gazete tirajlarının düşmesine neden oldu. Fikir
gazeteciliği giderek daha fazla televizyona benzemeye, hız faktörü ile
yarışamadığından görsel araçlarla yarışa girmeye başladı. Böylece magazin
gazeteciliği ve içeriklerin magazinleşmesi giderek arttı. Tiraj kaygısı, okuyucuda
merak duygusu yaratmak için haber içeriklerinin daha fazla eğlenceli ve duygu
yüklü olmasını beraberinde getirdi.
Böylece
okuyucu olarak, sahnede yapılan işlere değil, oyun bitimindeki alkışlarla gelen
40 yıl sonraki buluşmaya şahit olduk... Oyunu alkışlamak yerine, o buluşmayı
alkışladık; doğru haber yerine, magazinleşen haber içeriklerini alkışladık.
Belki de o sahnede ter döken oyuncuların, Ayşen Gruda ve Yılmaz Gruda gibi
sanatçıların yaptıkları işe saygısı olmayanları alkışladık...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder